3 Aralık 2009 Perşembe

Neden..?

Gelen bir maili sizinle paylaşmak istedim..
..

Neden sevinçler değil de hüzünler iz bırakır yürekte?

Biz iyi şeyleri unutmada balık hafızamıza sığınıyor, kötü şeyleri unutamamada deve kinine bürünüyoruz.
Sürekli şikâyet ediyor, sürekli bir yerlerimizi kanatıyor, bir türlü mutlu olmayı beceremiyoruz…


Oysa Oktay Rıfat nasıl güzel değiniyor hayatın ıskaladığımız yerlerine, farkında olamadıklarımıza, kıymetini bilemediklerimize:

Son Söz
Bogazindan likir likir gecen
Şu suyun kiymetini bil
Nedir ki bu mavilik deme
Pencereden görebildigin kadar
Göğün kıymetini bil
Kıymetini bil çiçek açmış bademin
Güneşli odanın çamurlu sokağın
Beyazın siyahın yeşilin
Pembenin kıymetini bil
Dirilik öyle bir şey yürekte
Sevinçle çırpınır
Kavak yelleri eser insanın başında
İnsanoğlu kızar öfkelenir savaşır
Halk için girişilen savaşta
O korkulu sevincin
Öfkenin kıymetini bil
Bil ki bu Budur işte
Güneş yalnız dirileri ısıtır
Güneşin kıymetini bil.

Kötüyü düşünmek kötüyü çağırmaktır unutmayın! Polyanna olun demiyorum ama karamsar da olmayın. Yarım bardak suya baktığınızda 'bu bardağın yarısı boş' demeyin, 'bu bardağın yarısı dolu' deyin yeter… Çocuğunuzun, sevgilinizin, babanızın, elemanınızın, patronunuzun dolu tarafını görün; kötüye meyletse de kalbiniz, aklınıza iyi yanlarını getirin…

Hepimiz bu ülkedeyiz, eksik olanları hepimiz yaşıyoruz ama yaşadıkça ve yoğunlaştıkça da eksildiğimizi görüyoruz… Enerjimizi yitiriyor, etrafa nefretle bakıyoruz. Siz umut dolu cıvıl cıvıl çevreniz olsun istiyorsanız; siz öyle olun önce! Siz somurtan, sürekli dert yanan şikâyet eden birini ne kadar istemiyorsanız bilin ki onlar da istemiyor…

Şimdi sorun kendi kendinize: "Ben ne kadar aranan bir arkadaşım ve arkadaşlarımın beni aralarında görmek istemelerinin gerçek sebebi ne?" Bir de tavsiye -naçizane- siz de sizin geçmişinizde çocukluğunuz dâhil kötü iz bırakan kimler varsa, hepsini affedin yüreğinizde, ama samimiyetle… İşte o zaman rahatlayacak ve bunca yıldır nasıl kendi kendinizi boşu boşuna yediğinizi anlayacaksınız.

Ama önce kendinizi affetmek şartıyla!
Şimdi sıra sizde.
Sevinçler iz bıraksın artık yüreklerinizde.
.

4 yorum:

Ayşe dedi ki...

posta kutuna biraz geç gelmiş ama bu yazı... sen bunlardan geçtin gidiyorsun :))))
sevinçlerin iz bırakıyor yüreklerde.
yolun açık... yolun aydınlık olsun...

ayşegül dedi ki...

İyi ki,iyi ki tanımışım sizi..
ne mutlu ki bana
sizin gibi kendini aşmış
dostlarım var..

Lütfen içten sevgilerimi
kabul et sevdiğim yabancı..

İnanın ki bi damla ''sevgi''
olsam yine bulup damlardım
pencerenizin içinden size..

sevgilerimle :)

yabancı dedi ki...

sevgili ayşe..geç geldi belki evet, ama ondan önce de sen gelmiştin..en az mailde yazılanlar kadar güçlü sözlerin vardı o zamanlar benim için..nefesimi bırakırken defalarca okuduğum cümlelerin..sevgiler olsun sana bi kucak:)

ismini sevdiğim ayşegül..kıyamam ben o damlaya.. o içten sevgine hiç kıyamam..şimdi yazdım sana..bi gün damlar isen ankaraya, bu yabancı bağrına basıcak, ismini ayşegül koymak istediği kızı gibi..
sevgiler olsun benden de bi kucak:)

ayşegül dedi ki...

özdemir erdoğan eşliğinde yazıyorum
ve
seni se-vi-yo-rum.

harrika sesi var.

bloğumda yazdım bi daha sölim,bira
içtim ferhat göçer dinledim.şimdik
erdoğan amca:DDDD

(gece:02:01)