26 Kasım 2009 Perşembe

İyi Bayramlar..

















acıyorum ben o kuzucuklara..

bu yılın başında, deli gibi bir sağlık haberi beklerken adamıştım..çocuk esirgeme kurumuna..

o koyuncuktan af diledim..

..

bayram yine bayram..

ve..ilk kez şehir dışında geçireceğim bir bayramı..

ayşelerin en hoşuna..

ismini sevdiğim ayşegüle..

sevgili nilambaraya..

sevgili erdile..

ve..bir nefeslik yolu düşen herkese..

kutlu olsun..kutlu ve mutlu:)


.

25 Kasım 2009 Çarşamba

Yedi Gün..

Bir bebek müjdesi aldım..
Bu kez teyze oluyorum:)

Ege Aydan resim sergisi.. "Su ve Çizgi"..
Sulu boyanın estetiği ve yaşamdan rengarenk kareler..
Çöp adam bile çizmeyi beceremediğimden ben:) kıskandım o parmakları..

Bir arkadaşımın oğlunun bale gösterisi..
Tombik bir çocuğun seri ve estetik hareketleri..Şaşırdım..Geleceğin Nureyev'i:)

"Nefes"..
İzlerken üşüdü içim..Bir kez daha minnet duydum..

Tavşanımın basket maçı..
Sesim kısılana kadar bağırıp salonu inletsem de..yenildik elbet:)

Ve..Bir kitap..
Avaz avaz bağıramasamda..Emin adımlarla Dost Kitabevi..
Henüz başlayamadım, ama aldım..
"Türkan"
.

19 Kasım 2009 Perşembe

Basitlik..

insan ölümüne sever ya..
canı canındadır..derin bi nefes çekip de bırakamaz ya "canı" çıkmasın diye..

bazen de cinsiyet ayırmadan..
"insan" olduğu için..

her iki şıkta da..
canımdan çok sevsemde..gözümde "küçük" yok dahası "küçücük" gösterecek tek konu..
"para"..
hele bunun sözünü eden taraf erkek ise..
hani..ne imiş? ne kadar imiş..?

zaman, emek..pişmanlık duyulsa da, o zaman zarfında değerini göstermiştir..
ama "para"..

insanın "zikrini" ortaya çıkarması..
..
o büyük..o ideal..

"küçücük"

16 Kasım 2009 Pazartesi

Bir Avuç Cumartesi..

cuma günü bişiy yaptım ben..
aylardır çaldığında açmadığım cep telefonum çalınca..açtım..
hiç sorgusuz sualsiz..
-yarın geliyorsun değil mi?
-nereye?
-kursa..
-aa başladımı ki?
-telefonunu açmazsan bilemezsin elbet..
-gelesim yok benim..
-yarın saat 10 da bekliyoruz..

dedi ve kapattı cevap bile veremeden. ardından diğeri, sonra diğeri.

hiç niyetim yoktu., cumartesi sabahı da öyle.. saat 9.15.. son anda "gidip bi görünüp geliyim dahada gitmem"..
çabucak hazırlandım. aylardır yakınından bile geçmediğim udumu, nota dosyamı aldım ve çıktım. araba çalışmasa da bahane uydursam diye düşünürken, daha ilkinde..bütün kırmızı ışıklarda fazlasıyla durdum...
parkettim..nasılsa 5 dakika sonra inicem, almadım yanıma ne udu, ne notaları.. nasıl uzun geldi o merdivenler.. kapıyı tıklattım, usulca içeri girdim. "heyy" dedi herkes "hoşgeldinn"..
hep oturduğum yere baktım.. sandalyemi, nota sehpasını, ayaklığı, ud kaymasın diye dizimizin üzerine koyduğumuz kaydırmaz kumaşı bile..(her hafta unuttuğumdan)..

şefimiz..
-e hani udunuz?
-şeyy arabada..
hadi dedi bir arkadaş, çıkarma kabanını..indik birlikte. yukarı çıkınca hocanın masasına koydum udu.. (udu masaya koymak tembelliğin işaretidir:) akort etmesi için hocaya..

-evet dedi hoca. şimdi geç gelenlere uyguladığımız ceza vakti..
-haayır..dedim, çünkü ben aylardır.
-olsun, olduğu kadar..
-peki..
yanaklarım kızardı, avuçlarım terleri.. bir nota çektim içinden dosyanın..sadece adına baktım şarkının..
gözlerimi kapattım..

Fikrimin ince gülü..
Gönlümün şen bülbülü..
O gün ki gördüm seni..
Yaktın ah yaktın beni..

ya kimse konuşmadı, ya ben duymadım..

sonra çay arası..utanç balkonunda sigara..
zayıf buldular beni, oysa bu kilo almış halimdi.. bişiylerin yolunda olmadığını hissettiler belki, çok deşmediler.

sıcak kanlıyım ben..ama sokulamam insanlara hemen, ürkerim..
yüzüme öyle sevgiyle, öyle özlemle baktılar ki..
hani..beni "ben" olduğum için..

güzeldi..

9 Kasım 2009 Pazartesi

Hata..

sürekli hata yapıyorum ben..
ama bilerek, ama bilmeyerek..

her seferinde..
küçük bir kız çocuğunun yanağını okşar gibi "geçecek" denmesine..
sevinmeli miyim..?

yoksa..beni omuzlarımdan tutup "ne bu halin" diye sarsmadıkları için..
kızmalı mıyım..?

sürekli hata yapıyorum ben..
böyle değildim ki..

7 Kasım 2009 Cumartesi

Lösemili Çocuklar Köyü..
















yaklaşık 4 yıldır lösev ailesindeyiz, ailecek..gönüllü..

trombosit gerektiğinde..
ilaç alma ve alkollü içeceğin kullanımından en az 3 gün geçmesi gerekir..
her seferinde tekrar kan tahlili ve sağlık durumunuzla ilgili doldurulması zorunlu form..
donörler büyük bir titizlikle ve tıbbi kontrollerden geçirilerek seçiliyor..

trombosit ihtiyacı halinde, iki elimiz kanda olsa..
hemen..çocuklar için..

bilmem bu köyün kuruluşundaki çekilen sıkıntılardan haberdar mısınız..?

yarın..hane halkı ile ilgili önemli bir plan, çok önceden tarih belirlenmişti..
çok arzu ettiğimiz halde gidemesek de..

dilerim..
"uzaktaki o köy " bizim, sizin ve Türkiye'nin olsun..

..

6 Kasım 2009 Cuma

2 Kasım 2009 Pazartesi

İtina İle Değiştirilir..

Bir markete girdim.

Elimde sepet, listeme baktım..Çok vakit almayacak, hemen çıkarım.

Mutfak becerim olmadığından..Hem ben bu dünyaya yemek yapmaya, bulaşık yıkamaya gelmedim ki:)

Biraz sarma, ezme, azıcık mantar salatası.. Ah bi tane de kutu bira..
Listemde olmadığı halde en çok şeker reyonunda oyalandım. Aldıklarımın üstünü çizdim. sebze reyonunu geçtim ki..

Işıklandırılmış kocamaan cam bir stant. Üzerinde "itina ile değişim yapılır" diyor..

Önce anlamaya çalıştım..

En baştakinin üzerinde "Gözler" diyor.

Parantez içinde "tek satılmaz, teklif etmeyiniz"..
Bir çılgınlık yapiyim istedim. "deniyebilir miyim..?" dedim.."tabii hanımefendi"..Hepsini denedim.. yeşil, mavi, gri, menekşe..
Hiçbiri kendi gözlerim gibi güzel durmadı, kapkara..

Saçlar bölümüne geçtim. Her rengi var, her boyu, her şekli. Denemeye gerek bile duymadım..

Kulak, burun, el, bel. Onlarıda geçtim..

Beyin..
onuda değiştirmem benimki çok güzel beyaz üzerine uçuk pembe ebruli :)

İlginç..Kalp...Parantez içinde "yürek"..

Sıklıkla düşünmüşümdür. Şu yüreğimi çıkarıp atsam, yerine yepyeni bir yürek koysam.. Teknoloji ne boyutlara ulaşmış allahım:)

Üç çeşidi var ve tipleri yazılmış..

Arızalı..
Az kullanılmış..
Kullanılmamış..


Arızası nedir..? dedim görevliye..
-Aşka yenilmiş, yaralı, yorgun. Arada bir tekliyor..
Yok dedim içimden. Benimkinden tek farkı, benimki her daim tekliyor:)

- Peki.. az kullanılmış..?

- Başka birisinin duygularını bilmek, yaşamak için..
O da kalsın dedim. Ahmet Mekin'in "kavanozdaki kadın" versiyonu olmayayım:)

Kullanılmamışlara baktım, pırıl pırıl, yepyeni, tam istediğim gibi. Ama çok pahalı. Olsun kredi kartı, son limit, yetmezse ek hesap.. Boşuna dememiş baş'ımız "kredi kartının mağduru olmaz" diye:)

-Şunu istiyorum..
-Hangisi hanımefendi..?
-Hani şu, soldaki, turuncunun yanındaki mor benekliyi..
-Hemen efendim. İçinde kullanma klavuzu var ama dilerseniz montajını burada yapıyoruz. 15-20 dakika sürer..

Daha sonra gelirsem "nasıl, memnun kaldınızmı, işe yaradımı" gibi muhabbete maruz kalmamak için..

-Teşekkür ederim, kendime almıyorum. Hediye paketi olsun lütfen..

Evi zor ettim..

Koydum karşıma..

Hadi dedim "değişim vakti"..
......
Değiştiremedim..

..